Ana içeriğe atla

Şiir: Taşırım Dünyayı Sırtımda

 


Taşırım dünyayı sırtımda,

 Kamburum var benim.

 Ölen çocukların hüznü,

 Açlıktan ölenlerin acısını taşırım.

 

 Taşırım dünyayı sırtımda,

 Kuruyan göllerin acısını,

 Yanan ağaçların yok oluşunu,

 Canlıların acısını taşırım.


 Hayvanat bahçesinde sergilenen,

 Yurdundan kopartılan kutup ayısının acısını,

 Üşümemek için araba tekerine saklanan kedinin,

 Kedinin mücadelesini taşırım.


 Hakkı teslim edilmemiş işçinin,

 Evine dönerken ki sıkışmışlığını,

 Göz yaşı dökmesi ayıplanmış babaların,

  Yoksulluğun acısını taşırım.


 Haksızlığa uğrayanların,

 Canı yanmışların, pusu kurulmuşların,

 İçimde yankılanır sesleri. 

 Çocukların, görülmeyen hüzünleri.


 Taşırım zaaflarımı,

 Saydıklarımı durdurmaya yetmeyen gücüme,

 Değiştirmek isterken delicesine,

 Kendimi aklarım korkusu sarar.


 Olur ya bu da bir savunmadır,

 İnsanın kendisine karşı, 

 Bundan korkarım.

 Yaşamı inşâ edebilmek.


 Onu adil şekilde,

 Nakşetmek isterdim.

 Bu sözleri söylerim de,

 Kendim de nasiplenir miyim?


 Kendime rağmen belki,

 Taşırım dünyayı sırtımda.

 İflâh olmaz bir umutperestlik,

 Yaşamı inşâ etme arzusunu,

 Taşırım sırtımda.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İnsan Ne Zaman Olgunlaşır?

        T oplum nezdinde sıkça kullanılan bir kavram vardır: Olgunluk. 20'leri bitirip 30'a geçince insanlarca öyle tanımlanırsınız. "40 yaşına gelmiş hâlâ nasıl davranıyor?" dediğimiz nice insanlar vardır. Olgunluğu yaşa ve yaşanmışlıklara atfederiz. Oysa ki durum çok farklıdır. İnsan, 20'lerinde de olgunlaşabilir, 40'larında ergen düzeyde kalabilir. Hatta hayatı boyunca hiç olgunlaşamayabilir de. Nerede büyümeye başlar insan? Zihinsel olgunlaşma insana ne katar? Neleri götürür? Dünyayı yeni deneyimlemeye başladığımız dönemde yani çocukluk döneminde her şey çok saftır. İsteklerimizin gerçekleşeceğini düşünür, olayların perde arkalarını gözlemleyemeyiz. Gençlikte ise sadece "bugün" vardır. O anı güzel geçirmek, eğlenmek, haz almak... Çok kez de duygusal olarak değerlendiririz hayatı. Zorlukları görmeden ve deneyimlere kucak açmadan olgunlaşmak mümkün değildir. Nasıl olgunlaşacağınızın tarifini bulamazsınız kitaplarda. Deneyim ve deneyimleri yorumlama...

Her Şeyin Tükendiği Çağ

    Artık kimsenin düşünüp, üretmeye vakti yok. Her işimizi kolaylıkla yapabilecek robotlarımız, makinelerimiz var ve buna rağmen oturup düşünmeye vaktimiz yok. Biraz reels biraz daha derken koskoca bize biçilmiş ömrü "kaydırarak" yaşıyoruz. Hiçbir anlam yok, emeğin, çabanın değeri yok. Hayır hayır yaşlanmadım daha gencim. Evet biliyorum, Sümerler'den gelen kadim bir gelenek, yeni gelen nesli beğenmemek! Ancak yine de bir şeylerin hayatımızda anlamı olması gerekirdi. Yapay zekâ, koca midesine indirdi beyinlerimizi. Sıkılmaya vaktimiz yok daha reels kaydıracağız. Kim ne yapmış onu takip edeceğiz. Oturup okumaya vakit yok, yazmaya vakit yok, hayal etmeye düşünmeye, hissetmeye...  Yaşayıp gidiyoruz, bir taklit üzerine. Kalbimizin içinden çıkıpta notalara dönüşmüyor artık hiçbir duygu. Geçmiş şarkıları remixliyoruz sadece. Diğer şarkılar ise bayağı ve argo sözlerin, bozuk cümle yapıları ile peydah oluyor genç beyinlerde. Amaçsız, değersiz, laf sokma üzerine konulan anlamını y...